Eski mısır da büyü oldukça normal karşılanırdı. Hatta büyü yapan kişiler son derece elit görünürlerdi.Eski Mısır’da son derece doğal olarak bilinen bir olguydu büyüler. Ancak yine de herkes buyu yapamazdı. Bu konuda özel yetenekleri olan Tanrılarla iletişim kurabilen kişiler büyü yapabiliyordu. Büyülerin kimi kötü yani kara büyü niteliğindeydi kimisi koruma büyüsü kimisi ise buyu bozmaya yarayan büyülerdi.

Kara büyülerde genellikle büyü yapılmak istenen kişinin kendisine ait bir şey ele geçirilir ve bunun yardımıyla balmumundan yapılmış insan figürüne bakir sisler saplanırdı. İnsan figürü büyü yapılan kişiyi simgelerdi. Balmumu eriyince kişi ölürdü.

Bu oldukça sevimsiz olaya karşın bundan korunmaya yarayan büyüler de vardı. Büyü yapılan kişi hastalandığı zaman tip konusunda oldukça ilerlemiş olan Mısırlılar bunun büyü olduğuna karar verirlerdi ve bu çoğunlukla doğru çıkardı. En iyi rahipler ve büyücüler aracılığıyla bir nevi ayinle kişi kurtarılmaya çalışılırdı. Bu her zaman istenildiği gibi sonuçlanmazdı. Hatta tarihte birçok firavunun çocuklarının ve eslerinin büyü nedeniyle öldüğünden bahsedilir.Büyünün ilk örneği Tanrılar arasında yaşanan savaşta görülmüştür. Kızıl saçlı Seth kardeşi Osiris’i 14 parçaya bölünce Osiris’in eşi Isis, onu tekrar hayata getirmek için Amon’un gizli adını kullanarak bir büyü yapmıştır. Osiris’in 13 parçası Mısır’ın birçok yerinde bulunmuş ancak sadece cinsel organı bulunamamıştı. (bunu ise Timsah Tanrı Sobek’in yediği düşünülmektedir.) 13 Parça olmasına rağmen Isis, Osiris’i hayata döndürmüştür.

Büyücü, kimi zaman Tanrıyla bir olurdu. Tanrı’ya kendi kabul ettirir ve eğer Tanrı kabul ederse ona istediğini yaptırırdı. Bunun olması çok zor olmasına rağmen kimi büyücüler başarabilmiştir.

Mısır tarihinin her yönünde olduğu gibi bu da şu anda bize oldukça ilginç ve garip. Ancak Mısırlılar için nefes almak kadar doğal bir şeydi…

Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInPin on PinterestShare on Tumblr

7 YORUMLAR

  1. İslam dini büyünün varlığını kabul etmekle birlikte büyüyü asla kabul etmiyor. Etik olarak da doğru değil zaten. Ama büyünün tarihinin çok eskilere dayandığı, yadsınamaz bir gerçek.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here